tr-KO.10 » Klasik Yerli Otomobiller

Kullanıcı avatarı
M.Ali Sade
Aylık Paso
Mesajlar: 56
Kayıt: 27 Eyl Prş, 2007 23:37

tr-KO.10 » Klasik Yerli Otomobiller

Mesajgönderen M.Ali Sade » 29 Eyl Cmt, 2007 12:56

Dün yazdığım mesajımda her ne kadar çok sevsem de Amerikan otomobillerini biraz fazlaca överek Avrupa ve yerli otomobillere haksızlık ettiğimi farkettiğimden bu başlığı açmaya kara verdim.Çünkü ben de şoförlüğü bir Avrupa otomobilde öğrenmiştim.

Klasik yerli otomobil denince benim aklıma Anadol'un bütün modelleri,Renault 12 serisi ve Murat 124 ve 131 gelir.Yahu bunların neresi klasik,bizim ilçede yeni araba yok ki,olan zaten bu markalar diyenlerimiz olduğunu duyar gibiyim,ama artık en az 20-25 seneyi dolduran bu modellere bence klasik denmeli.

Bu başlık altında da bu modellerle ilgili resimlerinizi, broşürlerinizi, anılarınızı,teknik konuları paylaşıp tartışabiliriz.

Ben bu başlığa bu klasik saydığım otomobiller içerisinde en yaygın olarak kullanılan Renault 12 ile başlamak istiyorum.Benim hiç Renault markalı arabam olmadı.Ama çeşitli vesilelerle oldukça fazla süreler kullanma şansım oldu.

İlk seri Renault 12'ler TL (Halk tipi),TS (Lüks tipi) ve SW (Station Wagon) modelleriyle üretildiler.Daha sonraki yıllarda GTS (Klimalı ,renkli camlı ve iyice lüks tip),TX (1400 cc )ve Toros olarak çeşitlendirildi.

Genel Renault 12 özelliklerini sıralayacak olursak;bence en büyük özelliği bir traktörün girebileceği her çeşit yola ve rampaya ve hatta araziye Renault 12'nin rahatlıkla girebilmesidir.Ön düzeninin çok sağlam,kaporta yapısının da zor çürümesi bir diğer özelliğidir.Kapıları üretildiği yıllarda yaygın olarak kullanılan Amerikanlar kadar hatasız kapanır.Yakıt sarfiyatındaki cimriliği,nispeten geniş iç ve bagaj hacmi de ilave özellikleridir.

Kışın donduran cılız kaloriferi ile Çorum'daki radyatörcüleri ilave Renault 12 kaloriferi yapımından bu gün Dünya'nın sayılı kombi üreticilerinden biri haline getirerek ekonomimize büyük katkı sağlayan da yine Renault 12 dir.

Rölantide çalışırken çıkardığı titreşimle insanı beyin hücrelerine kadar titreten,uzun yolda direksiyona verdiği bu titreşimi kollardan tüm vücuda yayarak yolculuk bitiminde dayak yemişten beter hale getiren de yine bu otomobildir.

Eksi yönleri diğer iyi özelliklerinden çok aşağıda kaldığı için bence Renault 12 yine de bütün modelleriyle Türkiye'de bir efsane olmuştur.Hatta bu otomobilin Güney Amerika'da arazi taşıtı olması için tasarlandığı gibi de bir takım haberler o zamanlar yayılmıştı.

Aşağıya kendi arşivimden ve http://www.fedrelandsennen.no/amcar/oldart2.html sitesinden bulduğum Renault 12 TL broşürlerini yükleyerek hatıralarınızı tazeliyorum.

Resim

Resim

Resim

Resim

Herkese selamlar...

asan70
Abonman
Mesajlar: 15
Kayıt: 29 Eyl Cmt, 2007 13:44

Mesajgönderen asan70 » 30 Eyl Pzr, 2007 01:07

Bu başlığa R 12 yanında Anadol u, Hacı Murat ı da ekleyebiriz.

Anadol ülkemizin DEVRİM den sonraki ilk yerli otomobilidir.Üstelik İlk seri üretilen yerli otomobil.Özellikle STC ve SV 1600 modelleri en güzelidir..

Devrim ilk yerli otomobil olmasına rağmen prototip olarak kalmıştır.Devrim Eskişehir Tülomsaş tesislerinde hala çalışır şeklde sergilenmektedir, karşı çıkanlara-onu karalayanlara/karalamaya çalışanlara inat..

Anadol un en son üretilen modeli de güzel bir otomobil oda Alman-İngiliz eskisi Ford Taunus a malesef kurban edilmiştir..
En son asan70 tarafından 01 Eki Pzt, 2007 10:43 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Kullanıcı avatarı
M.Ali Sade
Aylık Paso
Mesajlar: 56
Kayıt: 27 Eyl Prş, 2007 23:37

Mesajgönderen M.Ali Sade » 01 Eki Pzt, 2007 10:39

Asan üstadın bahsettiği Devrim'in adını duyunca Türkiye'de Devrim otomobilinin direksiyonuna oturabilme bahtiyarlığını yakalayabilmiş bir kaç kişiden biri olma gururuyla bir klasik oto sitesine yazdığım aşağıdaki yazıyı sizlerle de paylaşayım istedim.

Ve işte içinde devlet büyükleri ile Devrim.

Resim

TÜRKİYE'NİN HAKLI GURURU : DEVRİM. Devrim ile ilgili bir anı da benden:

Yıl sanırım 1994 ya da 1995 idi.TV den Devrim otomobilinin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle İstiklal caddesinde sergileneceği haberini alınca, o zamana kadar sadece gazetede birkaç resmini görebildiğimiz,fakat yakından görmediğimiz ama bir o kadar da merak ettiğimiz bu otomobili görebilmek ve ona dokunabilmek için bütün işimizi gücümüzü bırakıp Taksim'e koştuk.

İstiklal Caddesi başında sorduğumuzda birkaç yüz metre ilerideki kurulan standta olduğunu söylediler.Ama biz gittiğimizde sadece standı ve standta görevli bir bayan kalmıştı.Sorduk, hava kararmaya başladığından gitti dediler.

Keşke biraz daha önce gelseydik diye söylenerek o sinirle arabamızı parkettiğimiz AKM yanındaki kapalı otoparka gittiğimizde ne görelim?Evet Devrim oradaydı ve çalışıyordu.Hatta içinde birileri garaj içerisinde bir aşağı bir yukarı gidiyordu.

Bu fırsatı kaçırırmıyım.Hemen bir fırsatını bulup ben de direksiyona geçtim.Göstergeler Türkçe,pedallar süper,direksiyon yapıldığı yıla göre oldukça sükseli,direksiyondan vitesi ile kullanması da oldukça keyifli, ee daha ne olsun.İşte öz malımız.

Devrim resimlerinde de görüldüğü üzere aslında biraz da Amerikan çizgilerine yakın bir hava taşıyordu.

Bir defa ön far sistemi Amerikalıların mucidi olduğu ikili sistemdi. Eskiden atom far tabir edilen yani aynasıyla far camıyla ve flamanıyla birlikte bulunan yekpare ve arızalanması durumunda onarımı mümkün olmayan farların kullanıldığı görülebilen bu sistemde kısa huzmelerde tek far,uzun huzmelerde ise çift far yanması esastı.Bu yönü ile 1960 lı yılların efsanesi Fiat 1500'ü de bir parça andırmaktadır.

Ön panjur dizaynı da 1955/56 model Chevrolet'in yapısına benzer özellikler taşımakla birlikte daha minyatür ve sevimliydi.

Tampon ve alt panel sistemi ise o yılların Avrupa arabalarına uygundu. Yan dizayn olarak yine çok tutulan 1955/59 Ford Fairlane'e göndermeler yapmaktaydı.

Arka görünüm ise 1959 Chevrolet stop lambalarının kübiği ile 1958 Ford'un kuyruk yapısına çok hafif benzerlikler göstermekteydi.

Bütün bu yukarıdakileri Devrim'in bazı arabalardan esinlenerek yapıldığını anlatmak için yazmadım.Bilakis tasarlayanların ilk defa böyle bir işe soyunmalarına rağmen hemen piyasa değerlerini yakalayarak o yıllara göre modern sayılabilecek bir arabayı üretebildiklerini ispat için yazdım.

Gerçekten de resimlerini de incelediğinizde Devrim'in hiç de öyle bazılarının küçümseyerek bilip bilmeden çamur attıkları gibi uyduruk bir araba olmadığını ince bir zevkin eseri olduğunu hissedersiniz.

Yukarıda da bahsettiğim gibi ben Devrim'in direksiyonuna geçip de kullanabilme bahtiyarlığına da eriştim.

Kullanım olarak da emsali olan arabaların kullanma stilinden farklı bir tarafı yoktu. Mekanik debriyajı yumuşak,vites geçişleri sorunsuzdu.Özellikle birinci vitesleri senkromeçsiz olan bu nesil arabalarda rastlanan birinci vitese geçişte dururken bile yaşanan cartlama hadisesi Devrim'de yoktu. Gaz pedalı komutları anında hissediyor ve düşük devirli benzinli motoru teklemeden karşılık verebiliyordu. Düz hidrolik freni olması gerektiği kadar sertti.

Bu arada benim üzerinde kaldığım beş dakikalık süre içerisinde her bir tarafına hayranlıkla bakmamdan dolayı kötü taraflarını keşfedebilmem zaten mümkün değildi. Bu otomobil Türk otomotiv endüstrisi için bir milat kabul edilerek devam ettirilebilinir ve çok daha geliştirilebilinirdi.Ancak işin o tarafını da devlet büyüklerimize bırakalım.

Keşke çamur atılıp baltalanacağına daha akılcı davranılıp seri üretime geçebilseydi.Belki de şimdi Türkiye'de Kore malı Hyundai üreteceğimize biz Kore'de Devrim üretirdik.

Bu işin özü şu ki, Türk insanı istediği takdirde Devrim gibi ya da şimdiki modern çağımıza uygun nice otomobili tasarlayabilir,yapabilir ve üretebilir.Kimse bundan şüphe etmesin.Hele ki şimdiki zamanda bu iş 1960 lardan çok kolay.

Otoparkta dahi olsa,200 metre de olsa Devrim'i kullanabilme fırsatı elde ettiğim için halen bile çok gururluyum.


Herkese selamlar...

Kullanıcı avatarı
M.Ali Sade
Aylık Paso
Mesajlar: 56
Kayıt: 27 Eyl Prş, 2007 23:37

Mesajgönderen M.Ali Sade » 19 Eki Cum, 2007 10:48

Bu gün, aslında hala bile yollarımızın kahrını çekmesine rağmen, en son üretiminin üzerinden 13 yıl geçmiş olması dolayısıyla, artık klasik otomobil olarak değerlendirebileceğimiz bir otomobile, yani Murat 124 e göz atacağız.

Önce nette bol miktarda gezinmesine rağmen ,tekrardan otomobili hatırlamamız için eski Murat 124 reklamlarından birkaçını beğeninize sunuyorum.



Resim

Resim

Resim


Murat 124 üretimi durdurulmasına rağmen, sonradan tekrardan üretilmeye başlanan nadir otomobillerden birisidir.Üretim ilk olarak 1971 yılında başlar.1976 yılına kadar da aralıksız olarak 135 000 adet üretilir.

Daha sonra aradan 7 yıl geçince, Tofaş yeni bir kararla elinde mevcut malzemelerle, (zaten o yıllarda ürettiği 131 serisinin kaporta hariç ana alt yapısı bu otomobildir) ,1983 yılında "Serçe" adıyla 124 üretimine yeniden başlar.1983 yılından itibaren 12 yıl daha 29 000 adet üretilmeyi müteakiben 1994 yılında Murat 124 efsanesi son bulur.

Aşağıya da 1989 yılı Serçe broşüründen resimler ilave ediyorum.

Resim

Resim
Resim
Resim
Resim

Serçe ile Murat 124 arasındaki ilk bakışta ayırd edici farklılıkları zaten resimlerden gördüğünüz için pek fazla konuyu uzatmıyorum.Ama 124'e ait güzel özellikleri aşağıya sıralıyorum.

Bu gün Fiat'ın ürettiği en son model otomobillerde bile, isterseniz araştırın, Murat 124 temelli pek çok parçaya rastlarsınız.Zaten otomobil sanayii aslında tutan modeli devam ettiren bir sanayii koludur.Bu Fiat'ta böyle olduğu gibi Renault'da da böyledir,BMW de de ve hatta Mercedes'te de aynıdır.

124 e ait ana özellikleri günümüz otomobillerindeki uygulamalarla kıyaslayarak şöylesine bir sıralayacak olursak;

1.Dört tekerlekte de disk fren mevcut.(Şu anda çok lüks modeller hariç pek çok otomobilde arka frenler kampanadır.)

2.Çift kollu,salıncaklı,açıları kolayca ayarlanabilir Amerikan sistemi ön takım.(Pahalıya maloluşu sebebiyle pek çok araçta Mc Pherson adı verilen tek kollu ve ayara pek de müsait olmayan sisteme geçiş yapılmıştır.)

3.Helezonlu,viraj demirli,bugi kollu,yarı bağımsız arka takım.(Pek çok otomobilde arkada helezon bile yok artık)

4.Arkadan itiş.(Pahalıya maloluşu nedeniyle ucuzluktan başka özelliği olmayan önden çekiş methedilerek bu sistemden vazgeçildi.Halbuki gerçek yol tutuş ve istikrar sağlayan bu sistemden Mercedes ve BMW asla vazgeçmedi)

5.Çok geniş görüş açısı (Aerodinamik tasalar nedeniyle bu otomobildeki sinema perdesi tipinde görüş artık tarihe karıştı)

6.Çok güçlü kalorifer (Haklarını yemiyelim bazı markalar hariç artık çoğu otomobilde bu lüks var)

7.Çift boğazlı karbüratör.(Karbüratör tarihe karıştı ama kullanıldığı yıllar için çok güzel bir karbüratöre sahipti)

8.Alaşım motor bloku (Artık hepsi böyle,halbuki bu blok için de zamanında çok şey söylenmişti)

9.Full senkromeçli 4 ileri şanzuman (İmal edildiği yıllarda pek çok arabayı durmadan birinci vitese takamazdınız.Halbuki 124 şanzumanı sorunsuzdu.Şimdilerde 5 hatta 6 ileri şanzumanlar varsa da 4.vites prizdirek olduğu için bir otomobil en yüksek hıza 4.vitesiyle çıkabilir.5 ise hız değil ekonomi vitesidir.Daha düşük devirlerle aynı süratleri yakalamayı sağlar,araç güçten düştüğü için 4.vitesle yapabildiğiniz sürati 5 ile yapamazsınız.Bu yazdıklarım ağırlıklı olarak Tofaş için geçerli.Diğer markalarda farklılık olabilir ama temel esas da budur.)

10.Bol ve ucuz yedek parça (Halen bile kapı kolu 1 YTL,hava filtresi 4 YTL,debriyaj baskı balata takımı 30-50 YTL daha yazayım mı )

İşte bunlar aklıma bir çırpıda gelenler.Şimdi bazı arkadaşlarımız "Yahu neticesi Hacı Murat işte,bu kadar da övülecek neresi var?"diyebilirler.Ama yukarıda yazdıklarım tamamen gerçek.Ülkemizde de 18 yıl gibi bir süre üretilmesi,İtalya'da bile 1966 dan 1974 yılına kadar üretilmiş ve hatta piyasaya sunulduğu yıl Dünya'da yılın otomobili seçilmesi de bu üstün özelliklerin bir yansıması olarak kabul edilebilir.

Yukarıdaki 124 reklamlarında da bu çarpıcı özelliklerinden kısmen de olsa bahsedilmiş,okumanızı tavsiye ederim.

Herkese selamlar....

Kullanıcı avatarı
M.Ali Sade
Aylık Paso
Mesajlar: 56
Kayıt: 27 Eyl Prş, 2007 23:37

Mesajgönderen M.Ali Sade » 13 Ara Prş, 2007 13:15

Çoktandır bilgisayarımla ilgili derin sorunlar yaşadığım için foruma ilgi gösteremediğim için bütün arkadaşlarımdan özür diliyorum.Sorunu kısmen hallettim.Tekrar aranızdayım.

Yukarıda bahsettiğim Murat 124 e ait bir de el kitabı buldum.Yeni :lol: tarayıcımdan taratmak suretiyle sizlerle de paylaşacağım.İşte ilk sayfalardan bir kaç örnek:

Resim
Resim
Resim

İlerleyen günlerde tamamını sizlerin beğeninize sunacağım.

Herkese selamlar...

Kullanıcı avatarı
Esat
Pir-i Seyyâh
Mesajlar: 16565
Kayıt: 17 Eyl Pzt, 2007 13:37

Mesajgönderen Esat » 13 Ara Prş, 2007 13:52

Murat 124 vve Serçe leri her nedense hiç tutmamışımdır, bana kaportası çok özensiz ve nedense dengesiz bir araba gibi görünürdü, belki de Türk filimlerinde virajları dönerken havalanır gibi görünmesinden olsa gerek :) kullanma şansı bulamadığım bir araç aslında benimki görsel bir beğenmemezlik daha çok, Murat131 ise bir kez kullanma şansım olmuştu ve pekte fena gelmemişti, bu araçlardan artık piyasada bulmak oldukça zor, bir dönemler Mevlanakapı da bir modifiyeci tarafından elden geçirilmiş 124 ve serçeler görürdüm, tabii aslı ile pek alakası kalmamış kaportası değiştirilmiş, spollier ilaveli, çelik jantlı, motor gücü arttırılmış ve kısa şansıman ile serileştirilmiş bu arabalar yine de bana pek güven vermezdi, 131 ler ile ilgili ise muhakkak bu konuda Ali Bey' in söyleyeceği çok şey olduğunu düşünüyorum ama konuyu dağıtmadan 131 lerin orjinalinin Mirafriori ismi ile ülkemizde de satıldığını biliyorum hatta bu araçlardan güney illerimizde çok temiz ve bakımlı halde hala kullanıldığını da duymuştum genel olarak Türkiye üretimi 131 ile Mirafriori arasında teknik farklılıklar nedir, mesela gerçekten söylendiği gibi virajlarda denge ile ilgili bariz bir fark varmıydı?

Kullanıcı avatarı
M.Ali Sade
Aylık Paso
Mesajlar: 56
Kayıt: 27 Eyl Prş, 2007 23:37

Mesajgönderen M.Ali Sade » 08 Şub Cum, 2008 15:25

Bu gün çok yakından tanıdığımız iki arkadaşı gönderiyorum.

Resim


Resim


Resim

Resim

Kullanıcı avatarı
özgürata
Aylık Paso
Mesajlar: 59
Kayıt: 23 May Cum, 2008 21:20

1973 renault 12 tl

Mesajgönderen özgürata » 05 May Sal, 2009 22:03

bu araçlardan bi tanede bende var yakında restorasyonuna başlıyorum
Resim

Kullanıcı avatarı
alabay
Evliya Çelebi
Mesajlar: 5249
Kayıt: 21 Eyl Cum, 2007 12:12

Mesajgönderen alabay » 06 May Çrş, 2009 07:48

Geçenlerde duyduğum kadarıyla Alman TÜV Güney Ankara ile kontrat yapmış, TÜV Türk'ü kurmuşlar. Bu eski vasıtalar ne olacak şimdi? TÜV'den geçmek kolay iş değıl, bu bir. İkincisi, burada, hakiki "nostaljik" arabalara "tarihî" sıfatı verilir (historisch), böylece plâkada son işaret bir H olur ve bu arabalar vergiden muaf tutulur, yine de "trafiğe sağlam" olmaları icap ediyor.

B. Alabay

Kullanıcı avatarı
M.Ali Sade
Aylık Paso
Mesajlar: 56
Kayıt: 27 Eyl Prş, 2007 23:37

Mesajgönderen M.Ali Sade » 06 Haz Cmt, 2009 18:20

Geçenlerde duyduğum kadarıyla Alman TÜV Güney Ankara ile kontrat yapmış, TÜV Türk'ü kurmuşlar.


Yılbaşında benim aşağıdaki resimdeki antikamı TÜV Türk'e muayene için götürdüm.

Aslında muayenede gerçekten bakılması gereken noktalara bakıyorlar.Çok şükür arabada hiçbir kusur bulamadılar.Ama arabanın trafiğe ilk kaydında motor numarasını yazan memurun 124A ile başlayan ön karakterleri nasılsa araç 124 gibilerinden es geçerek ruhsata yazmaması bana iki gün emniyette işlem görmek ve yaklaşık 100 TL masraf yapmak gibi bir maliyet çıkardı.

Muayenede eski araçlara tolerans göstermek yerine tam aksine daha derin incelemeye tabi tutuyorlar.Eski araç sahiplerinin dikkatine.

Herkese selamlar...


Resim

Kullanıcı avatarı
Esat
Pir-i Seyyâh
Mesajlar: 16565
Kayıt: 17 Eyl Pzt, 2007 13:37

Mesajgönderen Esat » 06 Haz Cmt, 2009 18:23

Muayeneler bir düzene oturacak ve hakkı ile yerine getirilecekse ne ala, ama işte başınıza gelen hadise pek çok kişinin başına gelebiliyor. Ayrıca antika demişsiniz ama arabanın maşallahı var şıkır şıkır derler ya aynen öyle duruyor :)

Kullanıcı avatarı
Esat
Pir-i Seyyâh
Mesajlar: 16565
Kayıt: 17 Eyl Pzt, 2007 13:37

Mesajgönderen Esat » 21 Nis Çrş, 2010 18:26

http://www.lojiport.com/news_detail.php?id=20815

20.yılını kutlayan ve bu anlamda Türkiye’nin ilk ve tek kulübü olan “Klasik Otomobil Kulübü”nün, düzenlediği 23 Nisan Klasik Otomobil Rallisi, bu yıl Çiftçiler Holding ana sponsorluğunda gerçekleşiyor.

24 Nisan günü saat 10.00’da Çiftçiler Holding Zincirlikuyu binasından start alacak olan ralli, Kemerburgaz, Silivri etabı sonrası, o gün yine aynı noktada son bulacak. Etkinlik, tüm ekiplerin ralliyi tamamlamasının ardından, pit-stop da ödül töreni ve parti ile devam edecek.

Hız yarışı olmayan bu rallide amacın parkuru en doğru şekilde tamamlamak olduğu vurgulanıyor.

Çiftçiler Holding’in sponsor olduğu bu rallide, şampiyon olan ekip sadece bu rallinin birincisi olmakla kalmayacak aynı zamanda toplam üç ralliden oluşan “Klasik Otomobil Şampiyonası” nda da, birincilik için önemli bir yol kat etmiş sayılacak.

Ralli’de değeri 10 bin USD’den, 2 Milyon USD’ye uzanan klasik otomobilleri görmek mümkün olacak.


Çok hoş ya, gerçi daha çok parası olanların uğraşısı gibi görünsede benim de çok hoşuma gidiyor, geçen hafta Viyana' da yine buna benzer bir organizasyon vardı, bende gittim fakat daha önceki organizasyon kadar büyük değildi, çok düşük bir katılım vardı ve beklemekte istemedim açıkçası, beni pek tatmin etmedi ve geri döndüm. Keşke ülkemizdeki bu organizasyondan da resimler yükleyen olsa.


“Klasik Otomobiller” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir